Browse By

Offshore Santrallerinde Yüzer Platform (Floating Foundation)

Türkiye’de yapılması planlanan offshore santral ile ilgili yazılarıma devam ediyorum. Daha önce yayınladığım ilgili yazılarda Türkiye’de offshore santralleri için en uygun temelin yüzer platform olarak belirlendiğinden bahsetmiştim. Bu yazımda yüzer platformlar ile ilgili genel bilgileri ve dünyada operasyonel ilk ve tek yüzer platformlu, şebekeye bağlı offshore santrali olan Hywind santralinden bahsedeceğim.

Source: Carbon Trust

Source: Carbon Trust

Nedir bu temel meselesi?

Offshore rüzgar türbini temelini (foundation) rüzgar türbinini deniz yatağına sabitleyen ara yapı olarak tanımlayabiliriz.  Hali hazırda kurulu offshore rüzgar santrallerinde çoğunlukla üç tip temel kullanılır. Bunlar, monopile, jacket ve gravity base tipi temellerdir. Bunların dışında, suction bucket, tripod ve yazımızın konusu olan floating yani yüzer temeller bulunmaktadır.

Bir rüzgar projesinde temel tipinin belirleyen en önemli etken, projenin kurulacağı bölgedeki suyun derinliğidir, bunun yanın

da deniz yüzeyi yapısı ve kullanılan türbinin fiziksel özellikleri temeli belirlemede etkisi olan değişkenlerdir. Özellikle Avrupa’da derinliği az olan elverişli alanların tükenmeye başlamasıyla, offshore santralleri derin sulara taşıma çalışmaları uzun zamandır sürüyor. Bu sebeple offshore rüzgar enerjisiyle alakalı ar-ge harcamalarının büyük bir kısmı yüzer platformlara ayrılıyor. Uzun yıllardır yapılan çalışmaların ve testlerin sonucunda, yüzer platform üzerine kurulu ilk ticari offshore rüzgar santrali, İskoçya’da Aberdeen açıklarına kuruldu.

Hywind Offshore Ruzgar Santrali

“Dünya’nın gözü bu projede” başlıkları atmayı sever bizim medyamız. Hywind için bu başlık gerçekten atılabilir. Geçtiğimiz Ekim ayında tamamlanan proje Peterhead sahilinin 25km açığında kuruldu. Statoil’in geliştirdiği, Masdar’ın daha sonra ortak olduğu, 5 adet Siemens-Gamesa (SGRE) SWT-6.0-154 rüzgar türbininden oluşan 30MW’lık bu santralde kullanılan spar-buoy tipi yüzer platform, rüzgar türbinlerinin 800m derinliğe kadar kurulumuna imkan veriyor. Hywind’in kurulduğu bölgedeki su derinliği 95 ve 129 metre arasında değişiyor. Konvansiyonel platformların 60m derinliğe kadar kuruluma izin verdiği düşünüldüğünde, bu teknoloji gerçekten devrim niteliğinde. Proje ayni zamanda Statoil’in 1MWh lityum-iyon pili projesi Batwind ile dengelenmiş durumda, yani proje yenilenebilir enerji meraklıları için başlı başına bir cazibe merkezi.

Rüzgar veriminin en yüksek olduğu derin sulara kurulacak santraller maliyeti 40 EUR/MWh fiyatlarına kadar düşürmesi bekleniyor.  Tabi bu amaçlara ulaşmak için yüzer platformların kendini kanıtlaması şart. Ekim ayında elektrik üretimine başladıktan sonra Hywind ile ilgili olan gelişmeler geçtiğimiz Şubat ayında paylaşıldı. Statoil yaptığı açıklamada Hywind’in beklenenden çok daha iyi bir performans sergilediğini, konvansiyonel temeller üzerine kurulu offshore Rüzgar santrallerini baz alarak öngörülen üretim değerlerinin çok üzerine çıktığını açıkladı. Üretim değerlerinden daha da önemlisi rüzgar santralinin bir kaç ciddi fırtınayı ve olumsuz hava koşulunu kusursuz atlatması oldu. Bu süreç içerisinde santralin operasyonu ve bakim-onarımları göz önüne alındığında, herhangi bir sağlık sorunu rapor edilmedi.

İlk gelen veriler çok olumlu, bu durum yüzen platform teknolojisine olan güveni ve ilgiyi iyiden iyiye arttırdı. Offshore rüzgar YEKA’sının detayları açıklanana kadar kullanılacak temel tipini tahmin etmek güç, ancak tahminim ilk santralin kıyıya yakın bir bölgede kurulacağı yönünde. Ancak ilk kurulacak offshore santralde kullanılmayacak olsa bile, yüzer platformlar ülkemizin offshore santrallerinin büyük bir bölümünde kullanılacak temel tipi olacaktır. Daha önce belirttiğim gibi, Statoil önemli offshore rüzgar santrali geliştiricilerinden bir tanesi, önümüzdeki zamanlarda Turkiye’de bir ortaklık yapması ya da offshore YEKA’larinda adinin geçmesi şaşırtıcı olmaz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *