Önde gelen offshore rüzgar türbinleri

Önceki yazımda, Türkiye’de yapılması planlanan ilk offshore rüzgar santralini genel bir bakışla değerlendirmiştim. Bu yazımda dünyada onda gelen, kurulumu yapılmış ya da sadece duyurusu yapılmış birkaç offshore rüzgar türbininden bahsedeceğim.

Offshore rüzgar türbini pazarına baktığımızda, liderliğini Siemens-Gamesa’nin yürüttüğü belli başlı türbin modellerini görüyoruz. Kurulu güce dayalı dünya sıralamasını göz önüne aldığımızda sırasıyla Siemens-Gamesa Renewable Energy (SGRE), Mitsubishi Heavy Industries Vestas (MHI Vestas), Senvion, Adwen (Siemens-Gamesa tarafından satın alindi) ve GE (Alstom firmasını satın alıp pazarda ciddi bir yer edindi) firmalarını görmekteyiz. Bunların dışında pazara yeni giren Asya firmaları da mevcut. Pazara yeni giren firmaların hikayeleri ülkemiz açışından örnek alınacak cinsten, ancak bunu başka bir yazıda değerlendireceğim.

Offshore rüzgar türbinleri marketinin açık ara lideri konumunda olan SGRE’nin Türkiye’deki ihalede kazanan türbin üreticisi firma olması şaşırtıcı olmayacaktır, zira global çapta hâlihazırda kurulu olan offshore rüzgar türbinlerinin yarısından çoğunu SGRE sağlamıştır. Ancak bunun yanında, geçtiğimiz günlerde dünyanın en güçlü rüzgar türbinini duyuran GE, onshore pazarının tartışmasız liderinin offshore ortaklığı MHI Vestas ve yurtdışına açılmaya çalışan Cin türbinleri göz ardı edilmemelidir (hatırlarsanız son YEKA ihalesinde finalde Siemens’in yanında Cin’li Mingyang kalmıştı).

Türkiye’de kurulacak offshore santralinde hedeflenen kapasite düşünüldüğünde aşağıdaki türbinlerden birinin kullanılması şaşırtıcı olmayacaktır.

SGRE SG 8.0 154/167

Offshore rüzgar pazarının lideri SGRE’nin “direct drive” teknolojisini kullandığı, başarılı bir türbin modeli. Hollanda’nin Borselle I-II, Danimarka’nın Kriegers Flak projelerinde kullanılacak olan türbin, hatırı sayılır kurulu güç kapasitesine ulaşmış SWT 6.0-154 ve SWT 7.0-154 türbinlerinin gelişmiş modeli olarak karşımıza çıkıyor. Bahsi gecen modelin daha bir çok projede ismi geçmekte, bunun yanında geçtiğimiz sene SGRE, V167 platformu için ‘power-mode’ seçeneğinin sunulacağını ve seçeneğin türbin kapasitesini 9MW’a çıkartabileceğini duyurdu.

Direct drive sistemini barındıran türbin ciddi bakim onarım maliyetlerini engellemek için ideal bir türbin olsa da, şuan ki teknolojinin doğası gereği daha sık arıza vermesi onu konvansiyonel turbin modellerinden daha ustun kılmıyor. Yakın bir gelecekte SGRE’nin 10MW’lik türbinini duyurması ve sipariş alması bekleniyor, zira bu konuda çalışmalar olduğu biliniyor. Bu türbine ilk sipariş veren ülke olabiliriz, yani ilk projemizde ‘power-mode’ eklentili SG 9.0-167 gibi bir modeli görebiliriz.

MHI Vestas V164-9.5

Geçtiğimiz günlerde önemli offshore rüzgar geliştiricilerinden biri olan Vattenfall, dünyanın hali hazırdaki en güçlü türbininin kurulumunu yaptığını duyurdu. MHI Vestas’ın bayrak gemisi V164 platformu’nun 8.4MW’lik modelinin 0.4MW güçlendirilmiş versiyonunun offshore kurulumunu yaptı. Bu türbin şuana kadarki kurulumu yapılan ticari türbinler arasındaki en güçlüsü.

Bu türbinin daha da gelişmişi olan 9.5MW kapasiteli modeli siparişlerini aldı bile. Şuan konvansiyonel dişli sistemini barındıran en buyuk türbin modeli olarak öne çıkan MHI Vestas V164-9.5 türbinini ilk offshore projemizde görebiliriz. Vestas’in geçmişte yaşadığı talihsiz offshore tecrübeleri ve konvansiyonel teknolojinin getirdiği riskler olsa da bu türbin modelini ilerde çok projede görme ihtimalimiz var. Bu türbin siparişini veren projelerin başında Birleşik Krallik’ta yapılacak 855MW’lik Triton Knoll projesi geliyor.

GE Haliade 6MW – Haliade-X 12 MW

Alstom’un geliştirdiği Haliade türbinleri pazarda kendisine yer bulma basarisini göstermişti. Avrupa’daki çeşitli projelerde Haliade projeleri gözümüze çarpıyor. GE’nin Alstom’u satın almaşıyla beraber, Haliade türbinleri başarılı projelere devam etti. GE Haliade 150-6MW türbin modeli 396MW’lik Merkur, ABD’nin ilk offshore santrali olma özelliği taşıyan 30MW’lik Block Island projelerinin yani sıra bir kaç demo proje ile anlaşma sağladı. GE’nin 2014 yılından beri yüzen temeller üzerine yoğunlaştığı biliniyor, Ağustos 2016 yılında, Fransa’nın ilk yüzen offshore santrallerinden birisi için Haliade 150-6MW tercih edildi. Daha önce yayınladığım yazıda, Türkiye için en uygun temel turunun yüzen temel olduğunu yapılan geniş kapsamlı araştırmada belirtildiğinden bahsetmiştim. Bu durum göz önüne alındığında, Haliade 150-6MW, kullanılabilecek olası türbinlerden biri oluyor.

Geçtiğimiz ay offshore rüzgar pazarını yakından ilgilendiren, heyecan verici duyuru GE’nin Haliade projesinden geldi. Haliade-X 12MW’lik kapasitesiyle, GE dünyanın en büyük offshore türbini duyurusunu yaptı. Bu duyuru her ne kadar heyecan verici olsa da, projenin gerçekleşme ihtimali bir o kadar zor. GE’nin offshore rüzgar sektöründe zor günler geçirdiği bir gerçek. SGRE ve Vestas gibi devlerin arasında mücadele etmesi zorken, ABD offshore rüzgar pazarının hiç gelişmemiş olması GE’nin sektörde yer edinmesini güçleştiriyor. 12MW’lik türbin duyurusu, GE’nin belki de pazarda tutunabilmek için yaptığı en önemli hamle. Ancak soru işaretinin en büyüğü teknolojideki evirilmeyi nasıl gerçekleştirecekleri konusunda beliriyor. En güçlü rakiplerine baktığımızda, türbin kapasitesinde lineer bir büyüme gözlemliyoruz, çünkü 6MW’dan 12MW’a platform değiştirerek çıkmak büyük teknolojik riskleri beraberinde getiriyor. Böyle bir teknolojik hamle ürününün, günümüz şartlarında 4-5 seneden az bir zaman içinde çıkartılabilmesi kolay değil. O yüzden, proje gerçekleşse bile, ilk offshore santralimizde kullanılma olasılığı düşük.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir